
Günümüz ekonomik koşullarında, küçük ve orta ölçekli işletmelerin en büyük sorunlarından biri zamanında tahsil edilemeyen ödemeler. Esnaf emeğinin karşılığını almakta zorlanıyor ve kazandığı para her geçen gün eriyor. Günlük harcamalar, borçlar ve işletme giderleri sürekli artarken, gelirlerin gecikmesi büyük bir finansal çıkmaza neden oluyor. Ortalama dört aydır esnafın alacakları içeride bekliyor. Bu süreçte piyasanın dalgalanması, enflasyon ve döviz kurlarındaki hareketlilik, esnafın alım gücünü ciddi şekilde azaltıyor.
Özellikle taşımacılık sektörü bu durumdan en çok etkilenen sektörlerden biri. Esnaflar, hizmet verdikleri halde, hak ettikleri ödemeleri zamanında alamıyor. Bu da onların araçlarını yenilemelerini, bakım ve onarım yapmalarını ve hatta işletmelerini ayakta tutmalarını imkânsız hale getiriyor. Sonuç olarak, sektörün genelinde ciddi bir finansal sıkıntı yaşanıyor.
Maddi Sıkıntının Psikolojik ve Sosyal Etkileri
Bu maddi sıkıntı sadece esnafı değil, onun ailesini ve çevresini de doğrudan etkiliyor. Ödeme alamayan taşımacının ailesinde huzursuzluk baş gösteriyor. Çocukların okul ihtiyaçları karşılanamıyor, evde temel harcamalar bile sıkıntıya giriyor. Bu durum, çalışanların moral ve motivasyonunu büyük ölçüde düşürüyor. Moralsiz şekilde iş başına geçen bir şoför, gün boyu direksiyon başında stresli ve huzursuz oluyor. Bu da hizmet kalitesine doğrudan etki ediyor. Yolcuların şikayetleri artıyor, hizmet kalitesi düşüyor ve genel memnuniyetsizlik dalga dalga yayılıyor.
Dahası, stres altında çalışan bireylerin sağlık sorunları yaşama ihtimali de artıyor. Kronik stres, yüksek tansiyon, kalp rahatsızlıkları gibi birçok hastalığa sebep olabilir. Bu da, iş gücünde verimsizliğe yol açarak sektöre daha büyük zararlar veriyor.
Araç Bakımlarının Aksaması ve Şehir İçi Ulaşım
Esnafın ödeme alamaması yalnızca çalışanların motivasyonunu düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda şehir içi ulaşımı da doğrudan etkiliyor. Bakım yapılmayan araçlar sürekli arıza veriyor ve trafiği aksatıyor. Özellikle İstanbul gibi büyük metropollerde, toplu taşımanın aksaması milyonlarca insanın günlük yaşamını olumsuz etkiliyor.
Bakım ve onarım masrafları oldukça yüksek. Parça maliyetleri, işçilik ücretleri ve rutin kontroller, esnafın sırtında büyük bir yük oluşturuyor. Ancak ödeme alamayan esnaf, araçlarını servise götüremiyor ve bu da uzun vadede daha büyük problemlere neden oluyor. Arızalı bir araç, sadece bir kişinin değil, binlerce kişinin mağduriyetine yol açabiliyor.
Bir diğer önemli konu ise araçların yaş ortalaması. Şu anda İstanbul’daki toplu taşıma araçlarının yaş ortalaması 12’ye dayanmış durumda. Bu, geçmiş yıllarla kıyaslandığında oldukça yüksek bir oran. Yeni araç alımı yapılamadığı için eski araçlar kullanılıyor ve bu da arızaları kaçınılmaz hale getiriyor.
Cezalar ve Ekonomik Kayıplar
Ödemelerin gecikmesi yetmezmiş gibi, esnaf bir de haksız cezalarla karşı karşıya kalıyor. Son dönemde yapılan denetimlerde, esnafa çok ağır cezalar kesildi. Örneğin, sadece Yeni İstanbul bölgesinde, 342 araca toplamda 6 milyon TL ceza kesildi. Bu rakam, esnafın zaten var olan maddi sıkıntılarını daha da büyütüyor.
Bu cezaların çoğu gereksiz ve adaletsiz olarak değerlendiriliyor. Küçük hatalar büyük cezalara dönüşüyor ve esnafın belini büküyor. Cezaların sadece bir kısmı makul karşılanabilirken, büyük bir bölümü keyfi olarak kesiliyor. Bu noktada yetkililerin adaletli bir değerlendirme yapması ve esnafı zor durumda bırakmaması gerekiyor.
Emeğin Karşılığı İsteniyor
İETT Genel Müdürü İrfan Demet iyi niyetle hareket ettiğine inanıyoruz. Esnafın sorunlarını anlamaya çalışıyor ve belirli adımlar atıyor. Ancak yapılan güncellemeler maalesef yeterli değil. Günümüz ekonomik şartları göz önüne alındığında, esnafa sunulan güncellemeler yetersiz kalıyor.
Bir şoförün brüt maliyeti 150.000 TL iken, esnafa sağlanan destek bunun çok altında. Şu anki mevcut sistemde, İETT bir aracı kendi bünyesinde işletmeye kalksa maliyeti 1.2 milyon TL’yi buluyor. Ancak esnafa bu hizmeti 550 bin TL gibi komik bir rakama yaptırıyorlar. Aradaki bu büyük fark, esnafın mağduriyetini gözler önüne seriyor.
Yakın zamanda belediyede ve bazı birimlerde değişiklikler olabilir. Ancak kim gelirse gelsin, önemli olan İstanbul halkına hizmet etmektir. Esnafın siyasetten bir beklentisi yoktur. Tek beklentisi, emeğinin karşılığını zamanında ve tam olarak alabilmektir. Bu şehir için çalışıyor, hizmet veriyoruz. Yeni gelen yönetimin de bu bilinçle hareket etmesini bekliyoruz.
Yetkililer, sahaya inerek esnafın gerçek sorunlarını yerinde tespit etmeli ve çözüm üretmelidir. Bürokratik süreçler ve uzun vadeli planlar yerine, acil çözümler geliştirilmelidir. Belediye, taşımacılarla iş birliği yaparak, onların sorunlarına duyarlı yaklaşmalı ve kalıcı çözümler sunmalıdır.
Çözüm Önerileri
- Ödeme Takvimi ve Hızlandırma: Esnafın alacaklarının gecikmemesi için belediye ile ortak bir ödeme takvimi oluşturulmalı ve bu takvime uyulmalıdır.
- Araç Bakım Destek Programı: Esnafın bakım yapabilmesi için belediye tarafından sübvansiyonlu bakım destekleri sağlanmalıdır.
- Cezaların Gözden Geçirilmesi: Keyfi cezalar yerine, adil ve makul değerlendirmeler yapılmalıdır.
- Yeni Araç Teşvikleri: Araç yenileme sürecini kolaylaştırmak için düşük faizli kredi ve teşvikler sağlanmalıdır.
- Esnaf Temsilcileri ile Düzenli Görüşmeler: Yetkililer, düzenli olarak esnaf temsilcileri ile bir araya gelerek güncel sorunları değerlendirmeli ve ortak çözümler üretmelidir.
Napolyon’un dediği gibi, "Para, para, para!" Para olmadan hayat olmaz, hizmet de olmaz. Esnafın emeğini zamanında ve hak ettiği değerde alabilmesi, şehir içi ulaşımın sürekliliği için hayati önem taşımaktadır. Yetkililerin bu konuda daha duyarlı olması ve kalıcı çözümler üretmesi şarttır. İstanbul gibi bir metropolde, ulaşımın aksamaması için esnafın desteklenmesi kaçınılmazdır.
Facebook Yorum
Yorum Yazın