Bugün gelinen noktada TUHİM’in bile artık kapı kodu üzerinden işlem yapmaktan ziyade, doğrudan plaka üzerinden araç tanımlamasına yönelmesi aslında sahadaki gerçeğin en net göstergesi. Yani sistem kendi içinde zaten fiilen “plaka bazlı tanıma”ya geçmiş durumda. Bu da bize çok açık bir şeyi söylüyor: Mevcut kodlama sistemi artık günün ihtiyaçlarını karşılamıyor.
Sahada çalışan şoförümüz de, işletmecimiz de, denetleyen kurum da aynı şeyi söylüyor: “Araçlar plakayla daha net, daha anlaşılır ve daha hızlı tanınıyor.” Hal böyleyken hâlâ eski kod sistemi üzerinden ısrar etmek, hem gereksiz bir karmaşa yaratıyor hem de İstanbul gibi dev bir şehirde görsel ve idari bir dağınıklığa neden oluyor. Bugün artık sadece işlevsellik değil, aynı zamanda sadelik ve bütünlük de önemli.
Bu noktada en makul çözüm açıkça ortada duruyor: İstanbul’daki özel halk otobüslerinin de tıpkı taksi, dolmuş ve minibüslerde olduğu gibi plaka üzerinden tanımlanması. Bu sadece teknik bir değişiklik değil; aynı zamanda İstanbul toplu ulaşım sisteminin bütünlüğünü güçlendirecek bir adım olacaktır. Daha sade, daha anlaşılır ve daha modern bir yapı, hem vatandaşa hem de sisteme hizmet eder.
TÖHOB Zamanı İyi Değerlendirmeli
Öte yandan çözülmesi gereken meseleler yalnızca bu teknik düzenlemelerle sınırlı değil. Uzun zamandır sektörün gündeminde olan bir diğer önemli konu da vergi düzenlemeleri ve özellikle KDV muafiyeti meselesidir. TBMM’de alt komisyonlarda görüşülen hat ve araç satışlarına ilişkin düzenlemelere özel halk otobüslerinin de dahil edilmesi artık bir ihtiyaçtan öte, bir zorunluluk haline gelmiştir.
Taksiciler odasının bu yönde yürüttüğü çalışmaların olumlu sonuçlar vermesi, aslında doğru zeminde yapılan girişimlerin karşılık bulduğunu gösteriyor. Aynı yaklaşımın özel halk otobüsleri için de gösterilmesi gerekiyor. Bu nedenle tüm başkanlarımızın, TOHOB çatısı altında birlik içinde hareket ederek TBMM nezdinde daha güçlü bir temas kurması büyük önem taşıyor.
Unutulmamalıdır ki bu tür düzenlemeler bireysel çabalarla değil, ancak ortak bir duruşla hayata geçirilebilir. Özellikle seçim dönemlerine yaklaşırken, sektörün taleplerinin daha görünür hale gelmesi ve Ankara’da daha güçlü bir şekilde dile getirilmesi için bu birlik ruhu kritik bir fırsattır. Araç yenilemelerinde KDV indirimi, mülkiyet yapısına dair düzenlemeler ve sektörü rahatlatacak diğer adımlar, ancak ortak bir sesle gündeme taşınabilir.
Bugün İstanbul’da 3041 aracın her biri, bu şehrin yükünü taşıyan ayrı bir emek hikâyesidir. Bu emeğin daha düzenli, daha sürdürülebilir ve daha adil bir yapıya kavuşması hepimizin ortak sorumluluğudur.
Temennimiz; kurumlarımızla birlikte, sağduyulu bir şekilde bu sorunları çözmek ve İstanbul’un toplu ulaşımında yeniden örnek gösterilecek bir sistemi hep birlikte inşa etmektir. Çünkü bu şehir bunu fazlasıyla hak ediyor.
Tüm toplu ulaşım esnafımıza kazasız, belasız ve bereketli çalışmalar diliyorum.
