YAŞAR GEYİK
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Kâğıt Üzerinde Zam, Sahada Zarar – Mücadele Bitmedi, Yeni Başlıyor

Kâğıt Üzerinde Zam, Sahada Zarar – Mücadele Bitmedi, Yeni Başlıyor

Yaşar Geyik
Yaşar Geyik
Paylaş

2026 yılına girerken hepimiz umutluyduk. En azından yıllardır üzerinde çalıştığımız ÖTİS sisteminin artık daha sağlıklı işleyeceğini, eksiklerinin büyük ölçüde giderildiğini düşünüyorduk. Çünkü 2019 yılında bu sistemi kurarken şunu biliyorduk; hiçbir sistem ilk gün mükemmel olmaz. Eksikler zaman içerisinde görülür, düzeltilir ve daha adil bir yapıya kavuşur.

Nitekim yıllar içinde bunun için ciddi emek verdik. Eksik gördüğümüz maddeleri tek tek anlattık, raporladık, düzelttirdik. Sistemi belli bir noktaya getirdik. Ancak ne yazık ki 2026 güncellemesinde hiç beklemediğimiz bir tabloyla karşılaştık.

Daha önce büyük mücadelelerle kazandığımız birçok düzenleme, sabit maliyet hesaplamalarından çıkarıldı. Bunun sonucunda ise kâğıt üzerinde yüzde 25’lik bir zam yapılmış gibi gösterildi. Fakat bu artışın esnafa hiçbir karşılığı olmadı.

Bugün açık yüreklilikle söyleyebilirim ki biz 2026 yılında fiilen zamsız çalışıyoruz. Evet, rakamlara bakıldığında bir artış var gibi görünüyor. Ama bu artış bırakın işletme maliyetlerini karşılamayı, mazot fiyatlarındaki değişimi bile karşılayacak seviyede değil. Çünkü ÖTİS’in temel mantığı, yani sistemin ruhu bozuldu. Sabit maliyetler doğru hesaplanmadığı sürece yapılan zamların hiçbir anlamı kalmıyor. Ancak biz mücadeleden vazgeçmiş değiliz.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımızla görüşmeler yaptık. Yetkili birimlerle defalarca bir araya geldik. Bugün de bu görüşmeler devam ediyor. Hedefimiz, 1 Temmuz ile 31 Aralık 2026 tarihleri arasındaki dönem için yeni bir güncelleme yapılması ve oluşan mağduriyetin giderilmesi.

Bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz

Öte yandan geçtiğimiz günlerde Ankara’da da önemli temaslarda bulunduk. TÖHOB Başkanımız Sayın Ercan Soydaş’ın TŞOF Başkan Vekilliğine seçilmesi sektörümüz adına önemli bir gelişmedir. Kendisini tebrik ettik, yeni görevinde başarılar diledik. Bu ziyaret sadece bir nezaket ziyareti değildi. Yaklaşık iki yıldır alamadığımız 65 yaş ücretsiz ulaşım destek ödemelerini yeniden gündeme taşıdık. Sürecin önemli bir aşamaya geldiğini görüyoruz ve en kısa zamanda bu mağduriyetin giderileceğine dair umut taşıyoruz.

Ankara’da görüştüğümüz bir diğer önemli konu ise Mülkiyet Kanunu oldu. Bu konudaki duruşumuz ilk günden beri değişmedi. Biz hiçbir zaman başkasına hak verilmesine karşı olmadık. Süreli çalışan arkadaşlarımızın haklarının korunmasını da destekledik. Ancak bir gruba hak verilirken başka bir grubun yıllardır sahip olduğu kazanılmış hakların elinden alınmasını da doğru bulmadık. Bugün önerilen 49+49+1 modeli süreli çalışanlar için uygulanacaksa uygulansın. Buna bir itirazımız yok. Ama yaklaşık altı bin ruhsatlı araçla faaliyet gösteren ve yıllardır ruhsat esasına göre çalışan bizlerin de mevcut hakları korunmalıdır.

Talebimiz son derece nettir. Mevcut sistemimiz devam etsin. Ruhsat usulüyle çalışan esnaf kendi düzeni içerisinde faaliyetini sürdürsün. Eğer yeni sisteme geçmek isteyen olursa da bunun gönüllülük esasına göre değerlendirilmesi en adil çözüm olacaktır. Bugün sektörün yaşadığı sıkıntılar yalnızca mevzuatla sınırlı değil.

Araç fiyatları ortada. Yeni bir toplu taşıma aracının maliyeti bugün yaklaşık 12,5 milyon liradan başlıyor. Böyle bir tabloda mevcut gelirlerle esnafın aracını yenilemesi neredeyse imkânsız hale gelmiş durumda. Bir tarafta yükselen akaryakıt giderleri, bakım maliyetleri, personel giderleri; diğer tarafta yetersiz gelirler… Bu denklemin sürdürülebilir olmadığı artık herkes tarafından görülmelidir. Fakat bana göre sektörümüzün en büyük sorunlarından biri ekonomik değil, örgütsel bir sorundur.

Bizi güçlü kılacak olan birliktir

Bugün İstanbul’da çok sayıda şirket ve yönetim yapısı bulunuyor. Her şirket ayrı düşünüyor, her platformda farklı sesler çıkıyor. Sonuçta ortak sorunlarımızı ortak bir dille anlatamıyoruz.

Ne yazık ki bugün parçalı yapı nedeniyle aynı masada onlarca farklı görüş ortaya çıkıyor. Yirmi üyeli bir yapıyla beş yüz araçlık bir yapının aynı temsil gücüne sahip olması zaman zaman karar alma süreçlerini de zorlaştırıyor. Artık bunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Belirli bir üye sayısının altında şirket veya kooperatif yapılanmalarının yeniden düzenlenmesi, temsil yapısının daha güçlü hale getirilmesi sektörümüzün ortak menfaatine olacaktır. Belki üç, belki dört güçlü yapı altında daha organize bir sistem kurulabilir. Çünkü mesele sadece kaç şirket olduğumuz değildir. Mesele, aynı hedefe aynı sesle yürüyebilmektir.

Önümüzde zor bir süreç var. Sorunlarımız büyük, çözüm yolları da kolay değil. Ama şunu biliyorum ki birlikte hareket ettiğimiz gün, haklı taleplerimizi çok daha güçlü savunacağız. 2026 yılı belki hepimiz için zor geçiyor. Ancak bu zorlukları aşmanın yolu mücadeleden vazgeçmek değil; daha fazla dayanışma göstermek, ortak aklı büyütmek ve sektörümüzün geleceği için tek yürek olabilmektir. Ben inanıyorum ki bunu başardığımız gün, yalnızca bugünün sorunlarını değil, geleceğin birçok problemini de birlikte çözmüş olacağız.

Kâğıt Üzerinde Zam, Sahada Zarar – Mücadele Bitmedi, Yeni Başlıyor
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Halk Ulaşım Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.