1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. NİHAT PELEN
  4. Halk Otobüsü Bataklığa Sürükleniyor
Paylaş

Halk Otobüsü Bataklığa Sürükleniyor

Nihat Pelen - Yeni İstanbul Halk Otobüsleri
Nihat Pelen - Yeni İstanbul Halk Otobüsleri

İstanbul’da özel halk otobüsü işletmeciliği bugün tarihinin en zorlu dönemlerinden birini yaşamaktadır. Ne yazık ki yıllardır dile getirilen sorunlar çözüme kavuşmadığı gibi, alınan yanlış kararlar ve ortak hareket edilememesi nedeniyle sektör her geçen gün biraz daha çıkmazın içine sürüklenmektedir. Bugün gelinen noktada artık konuşulması gereken yalnızca ekonomik sıkıntılar değil, sektörün geleceğini tehdit eden yönetim anlayışıdır.

En büyük sorunlarımızdan biri, temsil gücümüzün dağınık olmasıdır. Aynı hedef için mücadele etmesi gereken yapılar, ortak akıl üretmek yerine birbirinden kopuk hareket etmekte, sektörün ortak menfaatleri yerine bireysel pozisyonlar ön plana çıkmaktadır. Oysa bugün ihtiyaç duyulan şey daha fazla yönetici ya da daha fazla unvan değil; güçlü bir irade, ortak bir temsil ve tek ses olabilmektir. Avrupa Yakası ve Anadolu Yakası’nda oluşturulacak güçlü iki çatı yapı, sektörün haklarını bugünkü dağınık yapıdan çok daha etkili şekilde savunabilir. On bir ayrı başkanın farklı söylemler üretmesi yerine, ortak hedef doğrultusunda hareket eden güçlü bir temsil mekanizması hem kamu kurumları nezdinde hem de sektör içerisinde çok daha etkin sonuçlar doğuracaktır.

Bugün koltukların korunması değil, halk otobüsü esnafının ayakta kalması konuşulmalıdır. Hiçbir makam, hiçbir unvan, binlerce ailenin geçim kaynağından daha değerli değildir. Bu sektör yalnızca işletmecilerin değil, yıllardır alın teriyle çalışan şoförlerin, bakım personelinin, ailelerin ve bu hizmetten yararlanan milyonlarca vatandaşın ortak değeridir. Dolayısıyla burada verilecek her kararın merkezinde kişisel hesaplar değil, sektörün geleceği yer almalıdır.

2026 yılında uygulamaya alınan sözleşme ve maliyet hesaplamalarının eksik bırakılan maddeleri bugün yaşanan ekonomik tablonun temel nedenlerinden biridir. Vergi yükleri, bakım giderleri, sigorta maliyetleri, finansman giderleri ve işletme harcamalarının önemli bir bölümü gerçek anlamda karşılık bulmamaktadır. Bunun sonucunda işletmeci gelir elde edememekte, kazandığını yeniden aracına harcamak zorunda kalmaktadır. Tamirciye, lastikçiye, akücüye, sigortaya ve vergiye yapılan ödemeler işletmecinin bütün gelirini tüketmektedir. Ortada yatırım yapabilecek, araç yenileyebilecek ya da geleceğe güvenle bakabilecek bir mali yapı kalmamıştır.

Bugün birçok kişi özel halk otobüsü işletmecilerinin yüksek gelir elde ettiğini düşünebilir. Oysa sahadaki gerçek tablo bunun tam tersidir. İşletmeciler yıllar içerisinde oluşturdukları birikimlerini tüketmiş, evlerindeki tasarruflarını kullanmış, altınlarını bozdurmuş ve yalnızca araçlarını çalıştırabilmek için bütün imkânlarını seferber etmiştir. Görünürde araçlar çalışmaya devam ediyor olabilir; ancak bu düzen sürdürülebilir olmaktan çok uzaktır. Dönen yalnızca tekerlektir. Ekonomik anlamda ise sektör ciddi bir finansman krizi yaşamaktadır.

Araç yatırımlarındaki maliyet artışı da bu tabloyu daha ağır hale getirmiştir. Döviz kurundaki yükseliş nedeniyle yeni bir otobüsün maliyeti kısa süre içerisinde milyonlarca lira artmıştır. Bir yatırımın yalnızca satın alma bedeli değil, finansman maliyeti de her geçen gün yükselmektedir. Kredi faizlerinin ulaştığı seviyeler dikkate alındığında bugün yeni araç yatırımı yapmak birçok işletmeci açısından neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Araç filosunun gençleşmesini beklerken mevcut araçların dahi finansmanını sağlamakta zorlanan bir sektörle karşı karşıyayız.

Hak ediş ödemelerinde yapılan iyileştirmeler elbette önemlidir. Ancak ödeme takviminin düzelmesi tek başına çözüm üretmemektedir. Çünkü temel sorun gelirlerin gerçek maliyetleri karşılamamasıdır. Gelir-gider dengesi kurulmadan yapılan her ödeme yalnızca günü kurtarmaktadır. İşletmeci aldığı ödemeyi doğrudan borçlarına aktarmakta, yeni bir yükün altına girmekte ve her geçen ay daha büyük finansal baskıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu nedenle sektörün en büyük beklentisi, 2026 yılı maliyet güncellemesinin geriye dönük olarak yeniden ele alınması ve eksik kalan sözleşme maddelerinin gerçek veriler ışığında düzenlenmesidir.

Bugün atılacak doğru adımlar yalnızca işletmeciyi değil, İstanbul’un toplu ulaşım sistemini de koruyacaktır. Çünkü ekonomik olarak ayakta kalamayan bir işletmecinin kaliteli hizmet üretmesi, araçlarını yenilemesi ve uzun vadeli yatırım yapması mümkün değildir. Sorunun görmezden gelinmesi halinde önümüzdeki aylarda araçların bakım süreçlerinde yaşanacak zorluklar, finansman sıkıntıları ve kredi yükü sektör üzerinde çok daha ağır sonuçlar doğuracaktır. Bu tabloyu değiştirmek hâlâ mümkündür; ancak bunun için zaman kaybetmeden ortak akıl ile hareket edilmeli ve sektörün gerçek maliyetleri dikkate alınmalıdır.

Özel halk otobüsü camiası bugüne kadar İstanbul’un ulaşım yükünü büyük fedakârlıklarla omuzlamıştır. Aynı fedakârlığı göstermeye de devam edecektir. Ancak fedakârlığın tek taraflı olması sürdürülebilir değildir. Sektörün geleceğini güvence altına alacak kararların vakit kaybedilmeden hayata geçirilmesi, güçlü bir temsil yapısının oluşturulması ve gerçek maliyetleri esas alan yeni bir anlayışın benimsenmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur. Aksi halde bugün dile getirilen ekonomik sıkıntılar yarının çok daha büyük yapısal sorunlarına dönüşecek ve bunun bedelini yalnızca işletmeciler değil, İstanbul’un toplu ulaşım sistemi de ödeyecektir.

Halk Otobüsü Bataklığa Sürükleniyor

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Halk Ulaşım Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.