1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Mehmet Habip Baysal
  4. Otobüsün İçinde Görünmeyen Mücadele
Paylaş

Otobüsün İçinde Görünmeyen Mücadele

Mehmet Habib Baysal
Mehmet Habib Baysal

İstanbul’da özel halk otobüslerinin yaşadığı sorunları konuşurken çoğu zaman rakamlara, sözleşmelere ve ödemelere odaklanıyoruz. Oysa işin bir de sahası var. Direksiyon başındaki şoförün, aracın sahibi olan esnafın ve işletmecinin her gün karşı karşıya kaldığı gerçekler var.

Araç durağa giriyor, yolcularını alıyor. Şoför kapıyı kapatıyor, hareket etmek için sol aynasını kontrol ediyor. Tam kalkacağı sırada arkadan bir yolcu koşarak geliyor. Şoförün artık durağı terk etmesi gerekiyor. Fakat o yolcuyu almak için yeniden durduğunda başka bir problem, almadığında ise başka bir problem ortaya çıkıyor. Çünkü sahada bazen bu durum bile cezaya dönüşebiliyor.

Peki şoför ne yapacak? Bir tarafta trafik güvenliği, diğer tarafta yolcu memnuniyeti, öte tarafta ceza baskısı… Bu tablo, zamanla şoförün çalışma şevkini kırıyor. Elbette kurallar olacak. Telefonla konuşmak, trafik güvenliğini tehlikeye atmak, yolcuyla tartışmak gibi davranışların kabul edilmesi mümkün değil. Ancak sahada yaşanan her olayı aynı kefeye koymak da doğru değil. Emniyet kemeri örneğini ele alalım. Bir şoförün bazen birkaç dakikalığına kemerini takmayı unutması ile sürekli emniyet kemeri kullanmaması aynı şey midir? Ya da şoförün sefer sırasında kendi cebinden para vererek bir yiyecek alması gerçekten cezalandırılması gereken bir durum mudur? Geçtiğimiz günlerde buna benzer bir olay yaşanıyor. Şoför hakkında, yolcudan para aldığı yönünde şikâyet geliyor. Kamera kayıtları incelendiğinde gerçek ortaya çıkıyor: Şoför bir börekçiden börek almış, parasını ödemiş ve yoluna devam etmiş. Ortada yolcuya karşı yapılmış bir yanlış yok. Hakaret yok, kavga yok, güvenliği tehlikeye atan bir davranış yok. Buna rağmen olayın bir disiplin meselesine dönüştürülmesi, sahadaki insanın kendisini sürekli baskı altında hissetmesine neden oluyor.

Şoför zaten zor bir iş yapıyor. Saatlerce direksiyon başında. Trafik stresi, yolcu yoğunluğu, zaman baskısı ve sürekli kontrol altında olma hali… Üstelik zaman zaman yolcudan hakaret de görüyor. Kamera kayıtlarında yolcunun şoföre küfür ettiği açıkça görülebiliyor. Şoför buna karşılık verdiğinde ise raporla karşılaşabiliyor. Elbette şoförün de profesyonel davranması gerekiyor. Ancak insan faktörünü tamamen yok sayamayız. Bir insanın ailesine, namusuna, kişiliğine yönelik ağır hakaretler karşısında hiçbir şey hissetmemesini beklemek gerçekçi değildir. Psikoteknik değerlendirme almak, insanın duygularını tamamen ortadan kaldırmıyor. Tam da bu nedenle şoför üzerindeki baskıyı azaltmak gerekiyor.

Bugün İstanbul’da özel halk otobüslerinde ciddi bir şoför sorunu yaşanıyorsa bunun nedenlerini yalnızca personel bulma problemi olarak görmemek lazım. Çalışma şartları, ücretler, özlük hakları ve sahadaki psikolojik baskı da bu sorunun önemli parçaları. İETT bünyesinde çalışan şoförlerin ücret ve özlük haklarıyla özel halk otobüslerinde çalışan şoförlerin şartları arasında önemli farklar bulunuyor. Özel halk otobüsü işletmecileri ise ÖTİS kapsamında kendilerine ödenen hak edişlerle bu maliyetleri karşılamaya çalışıyor. Piyasa koşullarının gerisinde kalan gelir yapısı, işletmeciyi zorladığı gibi şoföre yansıyacak çalışma şartlarını da doğrudan etkiliyor.

Garaj Sözü Hayata Geçmeli

Yıllardır özel halk otobüslerine garaj sözü veriliyor. Ancak sorun hâlâ çözülebilmiş değil. Araç gece dışarıda bırakılıyor, polis ceza yazıyor. Durağa bırakılıyor, saha amiri ceza yazıyor. “Aracını götür koy” deniliyor. Ama otobüs bir James Bond çantası değil ki! Akşam katlayıp eve götürelim, sabah yeniden getirip hatta koyalım. Şoför sabah işine geliyor, gece işini bitiriyor. Aracı yıkamak gerekiyor, bakım yapmak gerekiyor. İstanbul’un yolcusunu taşıyan bu aracın yine İstanbul’da temizlenmesi, bakımının yapılması gerekiyor. Garaj yoksa bütün bu işlemler işletmecinin üzerine ek bir maliyet olarak biniyor. Üstelik garaj olmamasına rağmen yüzde 95 seviyelerinde servis gerçekleştirme oranından söz ediyoruz. Bu başarıyı da görmemiz gerekiyor.

Artık meselenin yalnızca şoför ya da yalnızca işletmeci üzerinden tartışılmaması gerekiyor. İBB, İETT, şirketler, işletmeciler ve şoförler aynı sistemin parçalarıdır. Burada yöneticilere büyük görev düşüyor.

İBB ve İETT ile ilişkilerin daha sağlıklı yürütülmesi, sorunların masaya açık şekilde taşınması ve haklı gerekçelerin kararlı biçimde anlatılması gerekiyor. Bürokratların da sahayı anlaması, sahadaki gerçekleri görmesi gerekiyor.

Şirket Yapıları Yeniden Düzenlenmeli

Bugün özel halk otobüsü camiasında çok fazla yapı, çok fazla ses ve çok fazla temsil noktası bulunuyor. Bu da zaman zaman ciddi bir dağınıklık yaratıyor. Bana göre şirketlerin daha güçlü bir birliktelik içerisinde hareket etmesi gerekiyor. İETT’de nasıl güçlü ve tek bir yönetim anlayışı varsa, özel halk otobüslerinin de karşı tarafta aynı ciddiyette, aynı kararlılıkta ve aynı hedef doğrultusunda hareket eden güçlü bir temsil mekanizmasına ihtiyacı var. Çünkü bugün bir şirket başka bir şey söylüyor, diğer şirket başka bir noktadan bakıyor. Başkanların, yöneticilerin ve temsilcilerin aynı hedefte buluşamadığı bir yapıdan sonuç almak kolay değil. Oysa istenmesi gereken çok basit: Haklı olduğumuz konuda kurumun karşısına birlikte çıkmak. Gerekçemiz doğruysa, hesabımız doğruysa, talebimiz İstanbul’un toplu ulaşımının daha iyi işlemesine hizmet ediyorsa kurumun da bunu kabul etmesi gerekir. Ama bunun için önce kendi içimizde birlik olmamız gerekiyor. Çünkü artık bıçak kemiğe dayanmış durumda.

Şoförün şevkini kırarsanız, işletmeciyi ekonomik olarak ayakta tutamazsanız, aracını yenileyen esnafın parasını zamanında ödemezseniz, garaj sorununu çözmezseniz ve bütün bunların üzerine sürekli yeni baskılar eklerseniz bir noktadan sonra sistemin kendisi yorulur. Oysa özel halk otobüsleri İstanbul’un toplu ulaşımının önemli bir parçası. Bu insanlar daha iyi araçlarla, daha temiz otobüslerle, daha kaliteli hizmetle İstanbul halkına hizmet etmek istiyor. Bunun yolu ise yalnızca talimat vermekten değil, sahayı anlamaktan geçiyor.

Artık masanın iki tarafının değil, aynı yolun iki tarafının olduğunu hatırlama zamanı.

Otobüsün İçinde Görünmeyen Mücadele

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Halk Ulaşım Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.