1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Naci Yağız
  4. Mücadele Etmekten Vazgeçmeyeceğiz
Paylaş

Mücadele Etmekten Vazgeçmeyeceğiz

Naci Yağız - İstanbul Halk Ulaşım
Naci Yağız - İstanbul Halk Ulaşım

Her geçen gün değişen ekonomik koşullar, küresel gelişmeler ve artan maliyetler, toplu ulaşım sektörünü her zamankinden daha fazla dayanışmaya, ortak akla ve kararlı bir mücadeleye ihtiyaç duyan bir noktaya taşımıştır. Bir yanda ülkemizi derinden etkileyen orman yangınlarının yarattığı toplumsal üzüntü, diğer yanda İstanbul’da milyonlarca vatandaşın ulaşım hizmetini kesintisiz sürdürebilmek için büyük fedakârlık gösteren özel halk otobüsü işletmecilerinin yaşadığı ekonomik zorluklar, sorumluluğumuzun ne kadar büyük olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu süreçte önceliğimiz; sürdürülebilir bir ulaşım sistemi için gerçek maliyetlerin dikkate alındığı adil bir yapının oluşturulması, esnafımızın emeğinin korunması ve vatandaşlarımıza kaliteli hizmet sunmaya devam edebilecek güçlü bir sektörün geleceğini birlikte inşa etmektir.

Her yıl ağustos ayına umutla girmek isteriz. Yaz mevsiminin bereketini, ülkemizin dört bir yanındaki güzellikleri ve sektörümüz adına atılacak yeni adımları konuşmayı arzu ederiz. Ancak ne yazık ki bu yıl da yüreğimizi dağlayan orman yangınları gündemimizin en acı başlığı oldu. Muğla’dan Antalya’ya, Balıkesir’den Çanakkale’ye kadar uzanan yangınlar yalnızca ağaçlarımızı değil, geleceğimizi de tehdit ediyor. Ormanlar bu ülkenin nefesidir. Bir ağacın yetişmesi onlarca yıl sürerken, birkaç saat içerisinde kül olması hepimizin ortak kaybıdır. Temennimiz; yangınların en kısa sürede kontrol altına alınması, görev başındaki tüm ekiplerin sağ salim görevlerini tamamlaması ve hiçbir vatandaşımızın canından, yuvasından olmamasıdır. Çünkü doğasını koruyamayan bir ülkenin geleceğini güvence altına alması mümkün değildir.

Ülkemiz bir yandan bu felaketlerle mücadele ederken, bizler de İstanbul’da yaklaşık yedi aydır sektörümüzün geleceği adına yoğun bir mücadele yürütüyoruz. Özel Taşımacılık İşletim Sistemi’nin hayata geçtiği ilk günden bu yana dile getirdiğimiz temel ilke çok açıktı; sürdürülebilir bir toplu ulaşım sistemi ancak gerçek maliyetlerin karşılandığı, yatırımcının ayakta kalabildiği ve hizmet kalitesinin korunabildiği bir yapı ile mümkündür. Bugün geldiğimiz noktada bu ilkenin ne kadar haklı olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır.

2026 yılı sadece ülkemiz için değil, dünya ekonomisi açısından da olağanüstü gelişmelerin yaşandığı bir dönem oldu. Bölgemizde yaşanan savaşlar, küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmalar, döviz hareketleri ve yüksek enflasyon, üretimden ulaşıma kadar her sektörü doğrudan etkiledi. Yakıt fiyatlarının geldiği seviye elbette herkesin malumu. Ancak burada gözden kaçırılan önemli bir gerçek var. Mesele yalnızca depoya konulan mazot değildir. Petrol fiyatlarındaki her artış; yedek parçadan lastiğe, motor yağından bakım giderlerine, sigorta maliyetlerinden lojistik harcamalarına kadar bütün gider kalemlerini yukarı çekmektedir. Bugün bir otobüsün işletme maliyetini oluşturan onlarca unsurun tamamı bu zincirin halkalarıdır. Dolayısıyla yalnızca akaryakıt üzerinden yapılan değerlendirmeler, sektörün karşı karşıya olduğu tabloyu anlatmaya yetmemektedir.

Bu gerçekleri aylardır İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ilgili yöneticileriyle, İETT Genel Müdürlüğümüzle ve karar alma süreçlerinde bulunan tüm yetkililerle paylaşmaya devam ediyoruz. Çünkü 2026 yılı için yapılan maliyet güncellemesinin sektörün gerçek verilerini yansıtmadığına inanıyoruz. Beş yılı aşkın süredir üzerinde çalışılan, vergiden sigortaya, personel giderlerinden amortismana kadar bütün kalemleri içeren ayrıntılı maliyet tablolarımız bulunmaktadır. Buna rağmen ortaya çıkan güncellemenin sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini üzülerek görüyoruz. Maliyetlerin büyük bölümü göz ardı edilerek yapılan bir hesaplamanın, işletmecinin ayakta kalmasına katkı sağlaması mümkün değildir.

Bugün yeni bir otobüsün yatırım maliyeti geçen yıla göre yaklaşık yüzde elli artmış durumdadır. Şoför ücretleri yükselmiştir. Sigorta primleri artmıştır. Yedek parça fiyatları katlanmıştır. Finansmana erişim her geçen gün daha da zorlaşmıştır. Bütün bu tablo ortadayken işletmecinin aynı gelir seviyesiyle hizmet vermesini beklemek ekonomik gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Oysa Özel Taşımacılık İşletim Sistemi oluşturulurken temel hedef; maliyetlerin karşılandığı ve makul bir kârlılığın sağlandığı sürdürülebilir bir model oluşturmaktı. Bugün bu hedefin yeniden hatırlanmasına ihtiyaç vardır. Çünkü yatırım yapamayan, aracını yenileyemeyen ve mali yapısını koruyamayan bir işletmecinin uzun vadede kaliteli hizmet üretmesi mümkün değildir.

Son dönemde gerçekleştirilen taksi ihaleleri de bu açıdan önemli bir örnek oluşturmuştur. Geçmiş hakedişlerini mahsuplaştırarak yatırım yapabilen işletmecilerin sisteme katkısı ortadadır. Bu uygulama herhangi bir ayrıcalık değil, işletmecinin kendi alacağını değerlendirebilmesine imkân sağlayan makul bir yöntemdi. Son ihalede bu uygulamadan vazgeçilmesiyle birlikte satış rakamlarının ciddi şekilde düştüğünü hep birlikte gördük. Oysa ulaşım sektörünün yıllardır içinde bulunan işletmecilerin yatırım yapmasının önünü açmak, hem kamu hem de sektör açısından daha verimli sonuçlar doğuracaktır.

Bunun yanında uzun süredir gündemimizde olan hakediş ödemeleri konusunda yapılan son iyileştirmeyi olumlu bir adım olarak değerlendiriyoruz. Yetkililerimizin bu konuda gösterdiği yaklaşımı önemsiyoruz. Ancak bunun tek başına yeterli olmadığını da ifade etmek zorundayız. Çünkü mesele ödeme takvimi değil, ödenen tutarın gerçek maliyetleri karşılayıp karşılamadığıdır. Bugün İstanbul genelinde hizmet veren yaklaşık üç bin özel halk otobüsünün aylık işletme giderleri dikkate alındığında mevcut ödeme sisteminin sektörü rahatlatmaya yetmediği açıktır. Sorunun kalıcı çözümü ancak gerçek maliyet verilerinin dikkate alındığı yeni bir hesaplama modeliyle mümkündür.

Yaz aylarının getirdiği yüksek sıcaklıklar ise işletmecilerimiz ve çalışanlarımız açısından farklı bir sorumluluğu da beraberinde getiriyor. Araçlarımızın klimaları vatandaşlarımızın konforu için aralıksız çalıştırılıyor. Ancak yüzlerce yolcunun aynı anda seyahat ettiği yoğun seferlerde fiziksel şartların zorlaştığı da bir gerçektir. Buna rağmen şoförlerimiz büyük bir özveriyle görevlerini yerine getiriyor, işletmecilerimiz ise artan yakıt ve bakım maliyetlerine rağmen hizmet kalitesinden ödün vermemeye çalışıyor. Bu fedakârlığın görülmesi ve karşılığının verilmesi, yalnızca sektörümüz açısından değil İstanbul’un toplu ulaşımının geleceği açısından da büyük önem taşımaktadır.

Biz bugüne kadar hiçbir zaman kolay olanın peşinden gitmedik. Taleplerimizi kişisel beklentiler üzerinden değil, sektörün ortak menfaatleri doğrultusunda dile getirdik. Bundan sonra da aynı anlayışla hareket edeceğiz. Diyalogdan, ortak akıldan ve çözüm üretmekten yana olmaya devam edeceğiz. Ancak haklı olduğumuz konularda geri adım atmamız da mümkün değildir. Çünkü bu mücadele yalnızca işletmecinin değil; her gün milyonlarca İstanbulluya hizmet veren toplu ulaşım sisteminin sürdürülebilirliği için verilen bir mücadeledir.

İnanıyorum ki sağduyu kazanacaktır. Gerçek maliyetlerin dikkate alındığı, emeğin karşılığının teslim edildiği ve ulaşım esnafının geleceğe güvenle bakabildiği bir sistem mutlaka kurulacaktır. Bizler bu şehre hizmet etmeye, sektörümüzün hak ve hukukunu korumaya ve çözüm üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz. Ağustos ayının ülkemize huzur, sektörümüze bereket, tüm meslektaşlarımıza ise kazasız, belasız ve sağlıklı bir çalışma dönemi getirmesini diliyorum.

Mücadele Etmekten Vazgeçmeyeceğiz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Halk Ulaşım Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.