1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Naci Yağız
  4. İstanbul’da Ulaşımın Gerçeği: Diyalog, Sorumluluk ve Hak
Paylaş

İstanbul’da Ulaşımın Gerçeği: Diyalog, Sorumluluk ve Hak

Naci Yağız - İstanbul Halk Ulaşım
Naci Yağız - İstanbul Halk Ulaşım

İstanbul’da toplu taşıma sektörünün en önemli gündemlerinden biri maliyetler. İBB ve İETT ile bu konuda görüşmelerimiz devam ediyor. Çünkü bugün geldiğimiz noktada, yılın başında yapılan maliyet değerlendirmelerinin artık gerçek tabloyu karşılamadığı açıkça görülüyor. Maliyetler o kadar hızlı arttı ki, 2026’nın ikinci yarısı için ilave bir düzenlemenin yapılması artık bir tercih değil, ihtiyaç haline geldi.

Bu konuyu hem İETT İşletmeler Genel Müdürlüğü ile hem de İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafıyla görüşüyoruz. Meselenin ciddiyetini ve sahadaki gerçek tabloyu anlatıyoruz. Ümit ediyoruz ki önümüzdeki süreçte bu konuda somut bir sonuç ortaya çıkar. Çünkü artık mesele yalnızca işletmecinin kazancı değil; İstanbul’da sürdürülebilir, kaliteli ve güvenli toplu ulaşımın devam edip edemeyeceği meselesidir.

Bir başka önemli çalışma da banka promosyonları. İstanbul’daki şirketler olarak sektörümüzün ihtiyaçlarını bilen, hak ediş sisteminin nasıl işlediğini anlayan bankalarla görüşmeler yapıyoruz. Yeni İstanbul Halk Otobüsleri A.Ş. ile İstanbul Halk Ulaşımı olarak biz de bu konuda ciddi bir çalışma yürütüyoruz. Alternatifler arasından esnafımızın menfaatini koruyacak doğru modeli bulmaya çalışıyoruz. Burada acele ederek bir sözleşmeye imza atmak istemiyoruz. Hukukçularımız, mali müşavirlerimiz ve banka tarafının hukuk ekipleri sözleşmeleri inceliyor. Çünkü atılacak imzanın esnafımıza zarar vermemesi gerekiyor. Amacımız karşı tarafı da mağdur etmeden, herkesin hakkını koruyan adil bir noktada buluşmak. Sözleşme tamamlandığında ise esnaflarımıza güzel bir haber vermeyi ve hak edişlerini promosyon olarak hesaplarına aktarmayı hedefliyoruz.

Ancak sektörün meseleleri yalnızca maliyetlerden ibaret değil. Sahada denetimler, muayeneler ve raporlarla ilgili de çeşitli sorunlar yaşanıyor. Özellikle duraklarda durmama konusu sık sık gündeme geliyor. Burada açık konuşmak gerekiyor: Yolcu varsa durakta durmak bizim görevimizdir. Bunun tartışılacak bir tarafı yok. Ama İstanbul gibi yoğun bir metropolde bazı pik saatlerde araçların kapasitesi tamamen doluyor. Otobüs durağa geliyor, içeride yolcu ayakta dahi zor duruyor. Şoför durduğunda içerideki yolcunun tepkisiyle karşılaşabiliyor. İşte burada hem şoförün hem yolcunun hem de sistemin gerçeklerini birlikte değerlendirmek gerekiyor. Kurallara uymak zorundayız. Fakat sahadaki gerçekleri de görmezden gelemeyiz.

Aynı şey araçlardaki kameralar için de geçerli. Bugün araçlarımızda çok ciddi bir elektronik takip ve güvenlik sistemi bulunuyor. Kameralar şoförün davranışlarını, araç içerisindeki birçok durumu ve olası olayları kayıt altına alıyor. Teknoloji artık hayatımızın her alanında olduğu gibi toplu ulaşımın da ayrılmaz bir parçası. Kameraya karşı çıkmak yerine kamerayı doğru kullanmayı öğrenmeliyiz. Çünkü kamera sigara içerken, telefonla konuşurken veya kapıyı açık bırakırken bizi kurtarmaz. Zaten bunlar toplu taşımaya yakışmayan davranışlardır. Ama bir yolcu saldırdığında, haksızlığa uğradığımızda, bir kazada karşı taraf kusurlu olduğunda kamera bizim en önemli delilimiz haline gelir. Yani teknoloji, doğru kullanıldığında hem yolcunun hem çalışanın hem de işletmecinin güvencesidir. Burada asıl ihtiyacımız olan şey ise kavga değil, diyalogdur.

Kamu ile yapılan toplantılara kimse meydan okumak için gitmez. İnsanlar oraya bir şeyleri düzeltmek, bazı maddeleri esnetmek, sahadaki sorunları anlatmak ve çözüm üretmek için gider. Bizim anlayışımız da budur. Çünkü diyalogdan çözüm çıkar. Diyalogsuz çözüm olmaz. Zoraki çözüm olmaz. Zorbalıkla, ukalalıkla, meydan okumayla bu sektör yönetilemez. İstanbul Halk Ulaşımı olarak esnafımızın haklı olduğu her noktada itiraz ediyor, savunmasını yapıyor ve ilgili kurullarda mücadelemizi sürdürüyoruz. Tahkikat süreçlerinde arkadaşlarımız düzenli olarak yer alıyor. Haksızlık varsa anlatıyoruz, düzeltilmesi gereken noktaları ortaya koyuyoruz.

Fakat bizim de kendi sorumluluğumuzu görmemiz gerekiyor. Şoför arkadaşlarımız kurallara uyacak. Durakta yolcu varsa duracak. Telefon kullanmayacak, sigara içmeyecek, kapıyı açık bırakmayacak. Araçlarımız temiz, güvenli ve konforlu olacak. Çünkü biz bu şehre hizmet ediyoruz. Otobüse binen yolcunun kimliğini, siyasi görüşünü, rengini, cinsiyetini veya başka herhangi bir özelliğini sorgulamayız. Bizim için her yolcu değerlidir. Binerken “buyur”, inerken “güle güle” deriz. Bizim görevimiz taşımaktır. Ama bunun karşılığında bizim de hakkımızın verilmesini bekleriz. Çünkü hak; siyasetin, politikanın ve kişisel hesapların üzerindedir.

Bugün maliyetlerin geldiği nokta bunu açıkça gösteriyor. Birkaç yıl önce 8,5 milyon lira seviyelerinde olan sıfır bir otobüsün bugün 12,7-13 milyon lira seviyelerine gelmesi, yaşanan değişimin boyutunu anlatmaya yeter. Yakıt, personel, bakım, yedek parça ve diğer giderler de cabası. Üstelik yakıt fiyatlarında yaşanan dalgalanma artık öngörülebilir olmaktan çıktı. Brent petrol düşüyor, yakıt artıyor; petrol yükseliyor, yakıt yine artıyor. Oysa bir aracın günlük tüketimi, personel maliyeti ve aylık işletme gideri ortada. Bu nedenle 2027’ye mevcut şartlarla girmek istemiyoruz. Şimdiden gerçek maliyetlerin dikkate alındığı, sürdürülebilir bir model oluşturulması gerekiyor.

Bizim talebimiz açık: Koşulsuz ve şartsız diyalog. Diyalogla çözülebilen her meseleyi konuşarak çözmek istiyoruz. Ancak diyalogun yetmediği yerde de hukuk vardır. Esnafımızın, şirketimizin ve kurumumuzun hakkını hukuk çerçevesinde sonuna kadar savunacağız. Çünkü toplu ulaşım sadece otobüs çalıştırmak değildir. Bir şehrin hayat damarlarından birini ayakta tutmaktır. İstanbul gibi 16 milyon insanın yaşadığı bir metropolde bu sorumluluğu taşıyan herkes işini en iyi şekilde yapmak zorundadır. Kamu da, işletmeci de, şoför de, yönetici de…

Sonbahar geldi. Havalar belki serinleyecek. Klimalar biraz daha az çalışacak, yakıt tüketimi bir miktar düşecek. Ama sektörün meseleleri kendiliğinden çözülmeyecek. Bunun için aynı masada oturmaya, konuşmaya, birbirimizi dinlemeye ve ortak akılla çözüm üretmeye devam etmeliyiz. Çünkü İstanbul’un toplu ulaşımının ihtiyacı kavga değil, diyalogdur.

İstanbul’da Ulaşımın Gerçeği: Diyalog, Sorumluluk ve Hak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Halk Ulaşım Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.