Toplu ulaşım araçları, şehirlere can veren önemli bir misyona sahiptir. İnsanların günlük ulaşım gereksinimlerinin büyük bölümüne cevap verir. Zorunlu bir kamu hizmeti olan toplu ulaşım, özel veya kamu tarafından ülkenin her köşesinde sunulur. Cefakâr bir iştir, zordur ve büyük özveri ister. Herkesin yapması mümkün olmayan bu hizmet, çoğu zaman hakir görülür. Oysa iş, okul, seven, sevilen daha nicesi beklentilerini toplu ulaşıma borçludur.
40 milyonu aşan trafiğe kayıtlı araç sayısı, artık ülke trafiğini her zamankinden daha riskli hâle getiriyor. Bu sebeple trafik kazaları da artıyor. Bunun yanında telefon kullanımı, müzik dinleme, sohbet etme gibi dikkat dağıtıcı unsurlar ve daha birçok etken nedeniyle, özellikle şehir içinde kaza oranlarında artış yaşanıyor. Ölüm oranları, gelişen otomotiv teknolojisi sayesinde geçmişe oranla düşse de kazalar ne yazık ki kaçınılmaz olabiliyor. Tabii ki hedef sıfır kaza olmalı; ancak insan faktörünün bulunduğu her ortamda kazaların yaşanması her zaman mümkün.
Keza kazaya davetiye çıkaran yollar, belediyeler tarafından bakımı ötelenen asfaltlar, yetersiz yol düzenlemeleri ve dikkat dağıtan reklam panoları da cabası. Şoförün dışında kazaya neden olabilecek birçok etken varken, bütün kusuru sürücüye yüklemek de hiç adil değil.
Trafikte sayısız hususi araç kazası yaşanıyor. Toplam kazalar içerisinde otobüs kazalarının oranı ise gerçekten çok düşük. Hele yapılan kilometre üzerinden bir değerlendirme yapıldığında bu oran çok daha düşük çıkacaktır. Ancak buna karşın her bir otobüs kazası büyük bir haber olarak ele alınıyor ve sektör mensupları da adeta karalanıyor. Sırf bu sebeple bile sektöre şoför olarak katılan kişi sayısı azalıyor. Buna mukabil ilgili belediyelerin her bir kaza sonrasında tüm sektörü zan altında bırakan yaptırımları, çalışanları da bezdiriyor.
Hususi aracımızla iki saat trafikte kalsak tüm psikolojimiz bozulurken, bu işi yıllardır düzenli ve özverili bir şekilde yapan şoförlere karşı bu kadar acımasız olunmamalı. Artık üzüm mü yemek, bağcıyı mı dövmek gaye, bilemiyorum.
Keza kamu, kendi araçları kazaya karıştığında hiç aynı tutumu sergiliyor mu? Yapılan yaptırımların vicdana bile ağır geldiğini düşünüyor, bu yaklaşımı sektöre yakıştıramıyorum. Vatandaşa hizmet etmenin karşılığı bu olmamalı.
Dergimiz yine sizler için sektörün tüm yenilikleriyle hazırlandı.
Keyifli okumalar dilerim.
