Esnaf ve yönetici arkadaşlar yazımın başlığını biraz manidar bulabilir. Ama şuan ki mevcut durumları bundan daha iyi anlatacak bir diğer başlık bulamadım. Konumuz tabi ki esnafımızın yok oluş veya varoluş savaşı. Uzun yıllardır verdiğimiz bu yok oluş yada varoluş savaşı -adını ne koyarsanız koyun- son dört ayda yok oluşa doğru gidiyor. Neden mi? Ben herkesin aksine muavinlerin kaldırılması demiyorum.
Muavinleri kaldırırken yapılması gerekenlerin olmaması. Olması gerekenleri dört maddeyle sıralayacağım. Birincisi; İstanbul’da konuşulan; Avrupa’daki toplu taşıma işlerinde devletin vergi ve KDV muafiyeti gibi konularda girişimcileri sübvanse etmesi(desteklemesi). Bu konuyu açıp bağlı olduğumuz sivil toplum örgütü yöneticilere sormak istiyorum. Her fırsatta övünüyoruz. UITP üyesiyiz. Peki, bağlı olduğumuz uluslararası bu kuruluşun bilgi, birikim ve tecrübelerinden hiç mi faydalanamıyoruz? Ya da faydalanmak aklımıza mı gelmiyor? İkincisi; mavi kartta yapılan adaletsizlik. Üçüncüsü; alınan hizmet bedeli ve rüsum vergisindeki fiyatlandırma. Arkadaşlar buradaki ve İETT’deki bütün ceza, hat bedeli vs. bize tam biletle ücretlendiriliyor. Taşıdığımız yolcuların tam bilet ortalaması 90 kuruş- 1 TL arası. Soruyorum size. Neden taşıyamadığımız fiyatlandırma üzerinden hizmet alıyoruz? Ve dördüncü madde olarak; hat düzenlemesi. Allah için yapılabilecek belki de en iyi düzenlemeydi. Eski düzenlemelere baktığımızda eksik olmasına rağmen; evet esnaf arkadaşlar bunu söylemekten nefret ediyorum. Fakat muavinlerin kaldırılma sürecinde bunların tamamını söyleyen insanlar olmasına rağmen; “her şeyi size mi verecekler?” dendi.
Şunu anlamak lazım; bir masanın etrafında pazarlık ederken isteklerini somut nesnelerle ve ciddiyetle ortaya koyarsan alırsın. Bu şu demek. Beş koyacaksın üçünü alacaksın. Ama böyle olmadı. Bir koyup bir alındı ya da öyle sanıyoruz. Bunu neden söylüyorum? TOPLUTAŞIMA gazetesinin 27 Kasım-2 Aralık sayısında Sayın Metin Mısırlı’nın yazısını okuyunca hiç söylendiği gibi bir koyup bir alınmadığı hissine kapıldım. Yazınızda yaptığınız durum tespit ve sorunlara katılıyorum fakat şunu sormak istiyorum. Bu süreçte siz fotoğrafın neresindeydiniz?
Evet esnaf arkadaşlar. Bu yazıda beni amaçlı itham eden, sorumlu arayan bir şahıs olarak nitelendirebilirsiniz. Fakat öyle olmadığını söylemek isterim. Aksine sorgulayan özeleştiri yapmak isteyen biriyim. Daha da açıklamak gerekirse; frenleri boşalmış bir kamyon seksen dereceli rampadan aşağı gidiyor. Frenlere ben ya da esnaf arkadaşlarım değil; İETT’dekilerde dahil olmak üzere yöneticilerimizin basması gerekiyor.
HÜSEYİN SARGIN
