Sektörün, KDV muafiyeti-indirimi, ücretsiz taşıma, kurumsallaşma, tarife gelir-gider dengesizliği, serili plaka, profesyonel yönetime geçiş ve imaj gibi birçok sorunları stok haline gelirken başta Esnaf Odası olmak üzere Şirket ve diğer Kuruluşların genel kurul toplantıları yaklaştı.
Yine İETT başta hat düzenlemeleri ile cezalar olmak üzere birçok sorunlar çözüm beklerken diğer taraftan bu sorunları çözmesi gerekenlerin oda ve şirket seçimlerini öne almaları, bu seçimleri etkilemeyi çalışmaları anlaşılır gibi değil. Bu sorunları çözmek için el ele verip güç birliği oluşturmak yerine, sektörü yöneten bir kısım kesimlerin, adeta çözülmemesi için kamu temsilcileri ile işbirliğine gitmeleri anlaşılması güç ve aynı zamanda ibret verici davranıştır.
Sadece statülerini ve menfaatlerini korumak için, esnafın menfaatleri üzerinden siyaset yapılması her seçim dönemi öncesinde artık gelenek haline gelmiştir. Bir sektör düşünün ki en tepede ki resmi yetkili temsilcimiz seçim öncesinde yukarıda saydığım sorunlar hiç aklına gelmez iken, birden sorunları hatırlıyor ve kısa vadede esnafa bir şey kazandırmayacak ufak tefek şeylerle uğraşıyor. Sorunları bir ay hatırla ve 4 sene idare et. Ne yazık ki mantık budur. Temel sorunları belli ve sektörün en tepesindeki yöneticinin bunlarla ilgili hiçbir gayreti yok. Ama seçimi kazanmak için her türlü yolu kullanıyor ve kamu yöneticilerine esnaf üzerinde baskı yaptırıyor, olabilecek acil işleri de ne yazık ki engellemeye çalışıyor. Bu sektöre ve esnafa yazıktır. Artık yeter. Sorunları çözemiyorsunuz bari gölge etmeyin, engellemeyin.
Bizler her zaman toplu ve birlikte hareket etmenin sektör için doğru ve gerekli bir davranış olduğuna inandık, savunduk ve bu anlayışla hareket ettik. Lakin ben son olarak Cumhurbaşkanımızı (Başbakan iken) ağırladığımız toplantıda görebilmiştim en üstteki yöneticimizi. Ve bunun hayırlı ve yeni bir başlangıç olacağına, artık eski hatalarını tekrarlamayacağına, sektörde ayrılığın, tefrikanın değil birliğin ve beraberliğin öncüsü olacağına inanmıştım. Ne yazık ki can çıkar huy çıkmaz misali makam ve menfaat koruma kaygısı yine hakim oldu ve sektöre şimdiye dek kaybettiren olumsuz alışkanlıklar ve şike anlayışı sürüyor. Daha da ilginci daha önce birbiri aleyhinde söylemediğini ve yapmadığını bırakmayan kişilerin menfaat söz konusu olunca bir araya gelmeleri daha da ibret verici. Kurtlar, aslanlar, yunuslar, şempanzeler gibi işbirliği için gruplaşan hayvanlardan etkilenilir ve onları dikkatle inceleriz. İnsanlarda işler ve menfaatler daha karmaşık hale geldikçe iş birliğinde yarar aralarında pamuk ipliğine bağlı görüp ittifaklar oluştururlar. 1980 sonrası Washington tarafından imzalanan serbest ticaret anlaşmaları gibi. Bu anlaşmalar neden ekonomi dünyasının geri kalanını birleştirmeye yönelik değil de bunları daha da bölüp yönetmeye yönelik girişimler olmuştur? Bizim sektör için oluşan ittifakları gördüğüm zaman hedefin ve amacın ne olduğunu anlamakta zorluk çekmiyorum aslında. Cambazlar ittifakı bunlar. Sonunda mutlaka satış olur ama siz kimin kimi daha önce satacağını merak edersiniz. Birlikte, dirlikte, fikirde, prensipte, hayırda, sistemde amaçta olmayan yapay birliktelikler asla uzun sürmez ve esnaf lehine de meyve vermez. Sonunda mutlaka şiddetli bir kavga olacak ama bakalım ilk darbeyi kim vuracak. İlk çelmeyi kim takacak? Tek merak edilen bu.
Haklarımıza Halel Gelmesin
Ümraniye–Üsküdar metrosu hizmete başladı ve İstanbul halkına hayırlı uğurlu olsun. Nüfusu 20.000.000’a yaklaşan metropolde metro olmasın bu yolcuyu biz taşıyalım demek çözüm değil ve zaten taşıyabilmemiz de mümkün olamaz. Tabi ki Metro olmalı. Ancak metroyu besleyecek Otobüs hatları haklarımıza halel getirmeden İETT tarafından iyi kurgulanmalı ve doğru bir entegrasyon yapılmalıdır. Bizim talebimiz ve temel görüşümüz budur. Altta metro üstte otobüs olmaz. Otobüs hatları mutlaka Metro hattını dikey olarak kesecek şekilde “Çubuk Hatlar” olarak planlanmalıdır. Bu konu da objektif bir bakış açısıyla çalışmalarım ve önerilerimiz hazır. Bu bizim için bir kayıp değil bir kazanç olacaktır kanaatindeyim. Fakat anlaşılır olmayan İETT’nin tavrıdır. Yaptığımız çalışmaları görüş ve önerilerimizle birlikte İETT’ye sunup metrodan etkilenen hatlarımızın düzeltilmesini istediğimizde seçimleri gerekçe gösterilerek, bunun için şimdi uygun bir zaman olmadığını yakın da bir seçim olacağını ve o seçim bittikten sonra bu tekliflerin değerlendirileceği cevabını alıyoruz. Kentin hizmetinin seçimlerle, kimlerin aday olup olmayacağı ile ne ilgisi olabilir? Normal olan böyle düşünmektir. Bir tarafta metro boş çalışacak, diğer tarafta otobüs esnafı zarar edecek ve biz seçimleri bekleyeceğiz. Bu esnafa, insanlara yazık değil mi? Böyle bir mantıkla kent ve sektör yönetilir mi? Kaybedilen zaman, milli servet ve göz ardı edilen halkın ihtiyaçları. Ben bu tavrı ve anlayışı anlayamıyor ve kabul edemiyorum. Seçim gerekçesiyle vatandaşın hizmetini aksatmamalıdır. Ki zaten görevleri budur. Neresinden bakarsanız bakın gerekçenin saçma bir gerekçe olduğunu burada zarar eden bir hattın seçime bağlanması, zararın her geçen gün artması kime ne kazandıracak kime ne kaybettirecek iyi hesaplamak lazım, o atıl hatta çalışan araç sahiplerinin de bir seçmen olduğu unutulmamalı.
65 yaş üstü yolcularımız için ne desem bilemiyorum. Toplu taşım aracına bindiklerinde güler yüzü, saygıyı ve sevgiyi de artık onlardan eksik ettik gibime geliyor. Sistem bunu gerektirmiyor aslında onlar bu ülkede toplu taşıma aracını kullanmayı fazlası ile hak ediyorlar. Fakat buna bir sınırlama koymazsan; gereksiz binişleri engelleyemezsin. Bir kişi düşünün günde 58 biniş yapmış. İstanbul gibi trafiği keşmekeş olan bir şehir de ne kadar gereksiz biniş yaptığını siz hesaplayın. buna kontur sınırlaması veya saat sınırlaması koymak gerekiyor artık. Yoksa yavaş yavaş saygı duymamız gereken, değer vermemiz gereken insanları, şu saçma sapan uygulamadan dolayı kalplerinin kırılması inanın beni üzüyor.
Son olarak Esnaf Odası seçimi önde ve arkasından Şirketlerin, Dernek ve Kooperatiflerin seçimleri geliyor. Yılın ortasına dek başımızı seçimden kaldıramayacağız. Demokratik bir etkinliktir seçim. Ancak yönetim sürelerinin kısa tutulması istikrarı engelliyor ve gereksiz maliyete neden oluyor. Esnaf kardeşlerimizden ricam şu olacak. Basit bir soru sorsunlar. Yıllardan beri yönetimde görev alan arkadaşların karnelerine baksınlar. 20 yıldır sektör iyi yönetilseydi bu kadar sorun birikmezdi. Artık irademize ve işimize sahip çıkmanın zamanı geldi ve değişim zamanı. Aksi halde geri kalmaya ve kaybetmeye devam edeceğiz.
Saygı ve hürmetlerimle.
